Yüz Dize’den Yüz Dize

Kıyısına küskün bir denizden geliyorum
uzağımdan ötemden yetişen ses, beni korunaklı rahmine indir.
tut ki çamursun
evrildiğim maratonsun sen, biliyorum bunu
Köpük ve bulut terzisi…
Haydi gel bir sokak resmine çalış
bir kapının gölgesi düşüyor sabaha, sonra
Yağmurlu bir gök gürlemesi, gökleri kırbaçla bölen
Uluyan bir rüzgar dağlıyor genzimizi
verilen sözlere dönmüyor kırlangıçlar
benimle körebe oynuyor zaman
ölümlüsün bunu unutmak için buldun tanrıyı
ellerin yüreğime düşen ikindi yağmurları
Sisli bir zamanda kalsın ayak seslerin
uzaklaşmalıyım, bir çiçek nasıl tozursa rüzgara
belki de bir bağeviydim yıkık ve anısız
tel örgülere kadardı yolum.
Bulutlar koşardı evimizin üstünden.
ille de bir mavi kuşun yorgunluğuydun, sana geldim
unutma parmaklarımdaki hıçkırıktır gözlerine tutunmak
Şimdi bordo kadınlarını dökmüş bir uzun ıssızlığım buralarda
Pürler döküldü saçlarından toprağıma
Zaman ki baştan sona ihanettir şiire
karakışa dipnot koydu kar
tutanaklarına geçirildim gündüz sevişmelerinin,
Elin bir kuşun ılık kanadı
Bir ırmağı açıklıyor gözlerimiz
senin kaşlarında yuva kurmuş sorular
acılar da çiçek açar balkonunda zamanın
Darıltan bir şafaktasın ağzındaki güneşle
Ayrılıkların tuzuyla ovulmuş sözler kalsın kalacaksa
çünkü diş çıkaran bir çocuk hırçınlığında geçti ömrüm
hükmü geçse de dinmedi, içimdeki heves.
Kutsal bir gecede doğdum herkes gibi, ve sonra karanlıktı dünya
küre, sele kapıldı: derinleşti gece ve uyku
Öd ki zıkkım haresi, od söndürür yumrusu
Cansuyu reçinesinden çıkmıştı türevlerimiz
saklandım bir istiridyenin pembe gizemlerine
çözülüyordu göğsündeki salıncağın ipleri
insan öpüşecekken dudağına bozkır düşer.
Ateş de ölümlü kül de
Hep yeniliriz nasılsa biriktirdiğimiz uzaklıklara.
oysa; görünenin ötesinde değilmiş deniz
tuzun ve kumun çağındayız
Ey sonsuzluğu emziren mermer!
hazırız boşaltılan bir kalbe yağmur olmaya
içimden uzağa düşmez gölgem
dikine seviyorum seni bütün yatay suçlardan
Akşam gizler günün soldurduğu tenini
Çocukların yüreğine üşüyor yetim güz
ağaca çıkalım.. biz bu eylül bahçesinde
aşk örtükçe üstümüzü faili mechüldür kanımız
Gün akşama döndü, sokaklar düşlerine
Şiirler gelmiş serçe sekişiyle
Şehir. lambaları söndükçe üreyen sefil
Ellerin aklımı alır yıldızların arasında kaybolurdu
Öperdim suların ıslak ağzını
geceleri altını ıslatan bir bulut muydu o çocuk
durmadan ayın akışını izliyorum.
dizelere sinmiştir / o en büyük duello.
Bütün öfkelerde adın vardı, yanıldı çözümler
Bir şey ancak sonradan yararsa yarar işe
Surette kül idim, birden savruldum
Ay sürçmesi karıştı aşkımıza
suyu donduran buza kesti şehir
konuştuk yolların serçe parmaklarında
zemheride bahardır gülüşlerim
martılar çoktan terk etti göğsünün atlasını
Papatyada kırağıdır dudağın
su makamında dökülür ay kirpikuçlarından
Ben gülüme gül derim fikrim açılır
Her yolculuk gizli yapılır sokaklarında
bir doğumdur her gün, her şafak bir doğumdur,
gecenin kapılarını zorlayan çığlıktır tren
Bir serçe olsan göğe benziyor yalnızlığın
Ellerim neyi ister?
ayaklarınızdaki çamuru hangi enlem yıkar
3. Gölgenin yaşını ancak güneş bilir
Sadece ayışığı aşkın ülkesine ışık tutar.
Kuşlar gemiye sığındı, bu rüzgar işaretidir
Kuşlar ki hepsi Anka.
Gül kendini korudu
Geçmiyordu bir kartal gölgesi bile kızgın kayalardan
Dantel bir atlı gibi sandıkları gezerdim
bahçeli bir çay dökülmüştü saçlarımızdan
– suya açılan kıyılarına liman olayım
yeşil bir çimene döner elim
Dağılıp azalıyor yoğunluğu delikopuk rüzgârın.
asılı gökyüzü kendine; bir imla hatası da olabilir
Yaz rutubetinde yürüyoruz sokakların,
yalnızlığım; gövdesini kurutan çınar!
annesi ölmüş çocuğun saçlarını kim güldürür
Saatin akrebi kanını zehirliyor
lir ıslığıyla ikindi rüzgarı; ceza
mahşeri bir uğultu artık kuğularda ses
sevgilim gelir yalnızlığım büyür
Saçın sarmaşık olsaydı, sesin kuş çığlıkları
o ilk ses; acılarınıza dönün şiir ordadır.
Aşk için değildi dalgakıranım
bir dolunayın çıplaklığına

AÇIKLAMA: Bu eser, Dize Dergisi’nin 100. sayısına özel olarak, 100 ayrı Dize Dergisi’nden seçilen 100 ayrı dizenin birleştirilmesi ile oluşturulmuştur. Çalışma, 2004 yılında yapılmıştır. Dizeleri birleştirenler, Soner Demirbaş ve Melih Elhan’dır.

Mehmet Akçok, “Senden Sonra” isimli şiirinde geçen “Bir ırmağı açıklıyor gözlerimiz” dizesi ile bu çalışmada yer almıştır.

Dizeleri ile çalışmada yer alan diğer şairler şu şekildedir; Hüseyin Atabaş, Sinan Oruçoğlu, Yiğit Uygur, Arif Madanoğlu, Şükrü Erbaş, Ahmet Günbaş, Zafer Ekin Karabay, Ahmet Çelikkol, Veysel Çolak, Kazım Şahin, Arzu K. Ayçiçek, Sadık Yaşar, Selma Ağabeyoğlu, Celal Soycan, Cumhur Şahin, Emin Akdamar, Tülay Furtun, Aytuğ Uslutekin, Özlem Sezer, Tuna Ölger, Hüseyin Alemdar, Kadir Aydemir, Yusuf Alper, Enver Topaloğlu, Küçük İskender, Ülkü Tamer, Mehmet Akçok, Kemal Özer, M. Mahzar Alphan, Veysel Çolak, İbrahim Oluklu, Kemal Varol, Selami Karabulut,Hasan Öztoprak, Bâki Ayhan T, Mehmet Mümtaz Tuzcu, Ahmet Çakmak, Arife Kalender, Nuri Demirci, Ertan Yılmaz, Bedrettin Aykın, Veysel Çolak, Ebuzer Saray, Melih Elhan, Veysel Gültaş, Çiğdem Sezer, Hülya Karaaslan, Altay Öktem, Gültekin Emre, İlhan Büyükcebeci, Soner Demirbaş,Turgay Gönenç, Selman Büyükâşık, Zeynep Uzunbay, Süreyya Irmak, Cihan Oğuz, Zeynep Köylü, Devrim M. Dirlikyapan, Halim Yazıcı, Ahmet Özer, A. Rahim, Behçet Necatigil, Hafız, Ahmet Uysal, Betül Esener, Özgür Balaban, Bülent Güldal, Yılmaz Arslan, Gonca Özmen, Serap Erdoğan, Muzaffer Kale, Mustafa Eroğlu, Octavio Paz, Timuçin Özyürekli, Ahmet Ada, Egemen Berköz, Bekir Turbalıoğlu, Sabahattin Yalkın, Baha Önem, Hüseyin Peker, Serdar Ünver, Sina Akyol, Arif Damar, Kuvvet Yurdakul, Ali Hikmet E, Betül Tarıman, Hidayet Karakuş, Süreyya Berfe, Ayhan Bozkurt, Tamer Gülbek, Mehmet Sadık Kırımlı, ArkadaŞ Z. Özger, Tuğrul Ediz, Hilmi Haşal, Mansur Balcı, A. Kadir Bilgin, Abdülkadir Budak, Tuğrul Keskin, Özlem Tercan Dertsiz, Mehmet Atilla

Çalışmanın kaynağı: http://www.ozgurpencere.net/forum/viewtopic.php?f=3&t=1186